İstanbul Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Aralık 2017 Pazar

ÖZGÜVENİMİZİ ARTIRMAK

Özgüvenle ilgili bir diğer önemli konu da kendimize saygı duymaktır. Başka insanlara ne zaman saygı duyarsınız? Verdikleri sözleri yerine getirdiklerinde, davranışları ile örnek olduklarında, söz, düşünce ve eylemleri bir bütün içinde olduğunda. O halde bunları kendi hayatımızda uygulamak da çok önemlidir. Kendinize verdiğiniz sözleri tutmaya çalışın.
Özgüven ile ilgili bir başka konu cesaret konusudur. Cesur insanların özgüvenli olduklarını düşünürüz. Diğer yandan cesaretin bir kısmı bilgi ve deneyim ile ilgilidir; demek ki özgüveni geliştirmek istediğimiz alan hangisi ise o konuda bilgi ve deneyimimi artırmak da işime yarar.
Hata yapma korkusunu azaltmaktır özgüven; her insan hata yapar, önemli olan bu hatalardan ders çıkarıp aynı konuda aynı hataları tekrar tekrar yapmamaktır. Çıkardığınız dersleri yazın bence eğer daha önce yapmadıysanız.
Hiç düşmemek değildir özgüven, düştüğümüzden bir fazla ayağa kalkmaktır, 5 kere düştüysen 6 kez ayağa kalkacaksın. Dolayısıyla özgüven sahibi olmak bir yetenekten ziyade çalışkan olmaktır, sabırlı olmaktır, azimli olmaktır.
Umutlu olmaktır biraz da özgüven, kendimiz hakkında umutlu olmak. Geçmişte neler başardınız, bir şeyi yapamadığınızda yaptığınız şeyleri düşünün lütfen.
Unutkandır insanoğlu, bir gün hatırlar ve her şey yeniden başlar, o gün neden bugün olmasın?
Sevgi ile kalın.

20 Kasım 2017 Pazartesi

TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR

Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar. Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan.
Bize gülümseyen küçük bir çocuk önümüzden aniden uçuveren kuş…Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük…
Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı,bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara… Hem öğretmen hem de öğrenciyizdir her ilişkinin içinde. Doğduğumuz aile, gittiğimiz okullar, sıra arkadaşımız, sevgilimiz , eşimiz, çocuğumuz vs.
Her ilişki, farklı bir yönümüzün aynasıdır. Ve bizler de onlar için birer aynayız.
Farkındalığımız yükseldikçe, durumları ve ilişkileri yaşarken, kendimizi ve yaşanılanları gözlemlemeye başlarız. Ve eğer yaşadıklarımıza yüksek idrakle bakabilmeyi başarırsak, o ilişki ya da durumu ne için yaşadığımızı kavrarız. Düğmelerimize en fazla basan insanlar, en iyi öğretmenlerimizdir. O ilişkide kurban olmadığımızı anlar, ilişkinin bize neyi öğretmeye çalıştığını kavrarsak, dersimizi alır ve yolumuza devam ederiz. Eğer bunu yapamazsak, o ilişkide ya da durum içinde tutsak olur, ya daha ağır durumlar yaşar ya da daha travmatik durumları (o dersi alıncaya, eksik yönümüzü tamamlayıncaya, kendimizi düzeltinceye kadar) tekrar takrar yaşamaya devam ederiz.
Bazen bazı insanların hayatına yalnızca katalizör olarak gireriz. Onların hayatlarında değiştirmesi gereken durumun düğmesine basar ve sessizce çekiliriz. Ve yüksek farkındalık içinde kalırsak, yaşanılan durumdan etkilenmeden, arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.
Özet olarak, en büyük düşmanımız en iyi dostumuzdur aslında. Çünkü bizde en büyük değişime neden olur genellikle. Ve her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi, suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkum olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan.
Yaşadığımız her durum, tanıştığımız her insan öğretmenimizdir. Ne kadar kısa sürede öğrenirsek öğrenmemiz gerekenleri, karmamızı çözüp, iç huzuruna,mutluluğa,ideal ilişkimize ve ruhsal bütünlüğe ulaşırız…

Hikayenizi Değiştirin

“Eğer insanlar gerçekten kim olduklarına bağlı olsalardı, o zaman hiçbir şeye ihtiyaçları olmazdı. Övünmeye ihtiyaçları olmazdı. Böyle bir...